Bitişik Nizam vs. Toplu Konut

Bitişik nizam günümüzde tarihi yarımadanın tamamı ve eski İstanbul semtlerinin bir çoğunda gördüğümüz bir şehir planlama şeklidir. Hergün büyüyen İstanbul'a sonradan dahil edilen semtlerde böyle bir yapılaşma görmek pek mümkün değil. Yüzlerce yıl ayakta durabilmesiyle, ölü alanları minimuma indirmesiyle, yolları arabalar değil insanlar için kullanıma uygun hale getirmesiyle, çocukları sokaklarla barıştırmasıyla, mahalle kültürü ve komşuluk ilişkilerini bir şehir için maksimum düzeye çıkartmasıyla, yeşil yaşam alanlarına daha fazla yer açabilecek bir yapılaşma olmasıyla bitişik nizam bence bir şehir için en güzel sistemdir.

Venedik, Paris, Londra, Berlin, Barselona, Roma gibi Avrupa'nın önde gelen şehirlerinde, en önemli semtlerde bu tip yapılaşmalar var. Bu şehirlerde toplu konut yok mu? Elbette var, ancak bu ''gerçek oralı''ları göçmenlerden soyutlamak için var. Toplu konutlar, şehirlileri göçmenlerin adapte olamamışlıklarından ve kültürler arası farklılıkların getireceği rahatsızlıktan korumak için yapılmıştır. Bir nevi tecrit, bir nevi izolasyon. Kaldı ki bugün, batı dünyası bu konut tipinden, insancıl olmadığı gerekçesiyle vazgeçmekte. 


Toplu konutlar/Siteler Türkiye'de de Avrupa'ya benzer sebeplerle yapıldı. Fakat yeşil alan, havuz, güvenlik, mutlu hayat gibi sloganlarla paketlenerek sunulmakta ve Avrupa'nın çoğu şehrinin aksine fahiş fiyatlara kiralanmakta/satılmaktadır. Yarattığı ve iç ettirdiği algının aksine asıl amacı asla modern ve mutlu bir hayat sunmak değil elbette. Sisteme karşı eli kolu bağlı insanlar yaratmak, insanları tektipleştirmek, site site sınıflara ayırmak, bu sınıflar arası iletişimi yüksek duvarlar ve güvenlikle tamamen kesmek, gruplar arası ''korku ve kin'' yaratmak, birlik ve bütünlüğü sıfırlamaktır. Sosyal çevreyi tamamen göz ardı eden kapitalist politikanın isteğine hizmet eder... İşin, şehrin tarihi dokusunu katleden rant boyutuna hiç girmiyorum Türkiye'de bi de bu saçmalık var, yine Avrupa'nın aksine...

Hiç yorum yok: